Oyak Yatırım Aylık Bülteni

Gelen Gideni Aratmasın…
Geride bıraktığımız Aralık ayında, küresel makro veri akışı, dünya genelinde büyüme eğiliminin kademeli yavaşlamaya devam ettiğine işaret etse de, özellikle ABD piyasalarında görülen resesyon fiyatlamasını onaylar nitelikte değildi. Ancak, piyasalardaki panik devam ederken, ABD’de S&P 500 endeksinin sadece Aralık ayı kaybı %10’u aştı, bu ise Şubat 2009’dan beri en yüksek aylık düşüş ve 1931’den beri görülen en sert Aralık ayı düşüşü oldu. Ayın en kritik gelişmeleri ise, ABD Başkanı Donald Trump’ın Meksika duvarı için finansman içermeyen geçici bütçe tasarısını imzalamayacağı restiyle ortaya çıkan bütçe krizinin Demokratların geri adım atmaması sonrasında federal hükümetin kısmen kapanmasıyla sonuçlanması oldu. Küresel ekonomilerde makro veri akışı ise, özellikle ABD’de büyüme döngüsünde yavaşlama sinyallerine ve Euro Bölgesi’nde ise yavaşlamanın devamına işaret ederken, enflasyonda yükselişin ise önemli bir baskı düzeyine ulaşmadığı izlendi. ABD’de üçüncü çeyrek büyüme nihai tahmini %3.4 ile önceki çeyrekte kaydedilen %4.2 büyümeye göre sınırlı yavaşlamaya işaret etti. Büyüme, Euro Bölgesi’nde %1.6 ve İngiltere’de %1.5 gerçekleşirken, imalat sanayi öncü göstergesi PMI endeksinin Euro Bölgesi’nde gerilemeye devam etmesi büyüme açısından olumsuz sinyal verdi. Euro Bölgesi’nde enflasyon %1.9’a geriler ve İngiltere’de ise %2.3’e inerken, ABD’de manşet enflasyonun %2.2’ye düşmesine karşılık, çekirdek enflasyonun %2.2’ye gerilemesi ve Fed’in favori enflasyon göstergesi çekirdek PCE endeksi yıllık artışının da %1.9’a yükselmesi enflasyonist baskının henüz sınırlı kaldığını yansıttı. ABD Merkez Bankası (Fed) Aralık ayı FOMC toplantısında beklendiği gibi 25 baz puanlık artışla politika faizini %2.25- 2.50 aralığına yükseltti. Buna karşılık, FOMC üyelerinin 2019 ve 2020 yılı için faiz artışı beklentilerini 2 adet (%2.75-3.00) ve 1 adet (%3.00-3.25) olarak değiştirdiği görüldü. Artırım döngüsünde tepe noktası 3.1250’ye ve nötr faiz oranı beklentisine işaret eden uzun dönem faiz beklentisi ise 3.00’den 2.75 seviyesine düşürüldü. Fed karar metninde ise en büyük değişiklik, kademeli faiz artışlarının devam edeceği mesajının önüne “biraz” sıfatı konarak artışların sınırlı kalacağı sinyali verilmesi oldu. Bu sinyal cümlesinin ilerleyen dönemlerde faiz artışlarının gelecek verilere bağlı olacağını vurgulayan bir şekilde değişmesi de söz konusu olabilir. Ayrıca, ekonomik görünüme ilişkin risklerin kabaca dengeli olduğu

cümlesine, global ekonomik ve finansal gelişmelerin izlenerek ekonomik görünüm üzerindeki etkilerinin de değerlendireceği mesajının eklenmesi, Fed’in küresel gelişmelere göre baz senaryosunu değiştirebileceği şeklinde algılandı. Piyasa faiz patikasındaki revizyonu önceden abartılı bir şekilde fiyatladığı için karar sonrası tepkisi Fed mesajlarının şahin olduğu yönündeydi. Ancak bu değerlendirme de gerçek durumu yansıtmıyor, zira sonuç olarak ulaşılacak nihai faiz belirgin olarak aşağı çekilmiş oldu. Para politikasının faiz bacağında rahatayan piyasanın bundan sonra sorgulayacağı konu Fed bilançosunun devam eden küçülme operasyonu olacaktır.

Yurtiçinde ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Fırat’ın doğusu operasyonu uyarılarından sonra ABD Başkanı Trump’ın sürpriz bir şekilde ABD’nin Suriye’den çekilme kararı alması en çarpıcı gelişme oldu. Bu durum Savunma Bakanı Mattis ve IŞİD ile mücadele özel temsilcisi Mc Gurk’ın istifasını getirirken, Pentagon Türkiye’nin Patriot alımını onayladıklarını açıklasa da, bunu Kongre’nin de onaylaması gerekiyor. Ancak, Türkiye’nin Rusya’dan S400 alımında ısrar etmesi durumunda süreç nasıl sonuçlanır tahmin etmek zor. Öte yandan, AK Parti İstanbul adayını Binali Yıldırım olarak açıklarken, CHP ile İYİ parti de ittifak konusunda uzlaşma sağladı. Gecelik faizlerin yüksekliği nedeniyle yabancı yatırımcının TL lehine pozisyonları artırmaya devam etmesi sayesinde kurlarda dalgalanma belirgin azalırken, Ağustos ayında 6.90 ile tarihi zirvesini gören dolar kuru yılı 5.30 civarında kapadı. Mevduat ve kredi faizleri yüksek seviyelerini korurken, kredi büyümesinin (kur ve mevsimsellikten arındırılmış) negatif bölgede kalması ise büyüme açısından aşağı yönlü risklerin realize olmasını getirdi. Hazine’nin düşük borçlanmaya devam etmesi ve bireylere döviz ve altın cinsi tahvil ve bankalara döviz cinsi kira sertifikası satması iç borçlanma üzerindeki baskıyı azaltırken, iki ve on yıl gösterge tahvil faizleri %20.0 ve %16.5 ile geçen aya benzer seyretti. Diğer taraftan, yabancı yatırımcıların Türk varlıklarından çıkış eğilimi durulurken, yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduat hesaplarını artırma yönünde hareket ettiği gözlendi. Üçüncü çeyrekte büyüme %1.6’ya yavaşlarken, son çeyreğe ait kapasite kullanımı, PMI ve Reel Kesim Güven Endeksi gibi imalat sanayi öncü göstergelerinden, sanayi üretiminden, ithalatın tüm alt gruplar bazında daralmaya başlamasından ve kredi artış hızındaki azalıştan büyümenin yıllık bazda belirgin daralacağı sinyalleri gelmeye devam etti. Enflasyonda ise kurların ortalama olarak %2 civarında geri çekilmesi ve akaryakıt fiyatlarındaki indirimler nedeniyle Kasım ayında %21.6 seviyesine gerileyen enflasyonun yılı %20.5 civarında kapaması mümkün görünüyor. Ancak, yeni yılla beraber geçici vergi indirimlerinin de üç aylığına uzatılması ve elektrik-doğalgaz fiyat indirimleri gibi faktörlerle enflasyonun yönünü yeniden yukarı çevirmesi bir süre daha ötelenecek.

Bu ay gelişmiş ülkelerin merkez bankaları toplantı takvimi yoğun görünüyor. BOJ 23 Ocak, ECB 24 Ocak ve Fed 30 Ocak’ta toplanırken BOE’nin toplantısı bulunmuyor. Bu toplantılarda herhangi bir değişiklik beklenmiyor. TCMB’nin ise bu ayki toplantısı 16 Ocak’ta ve herhangi bir değişiklik beklenmemekte. Yurtiçi gündemde ise, Suriye’de Menbiç ve Fırat’ın doğusuna yönelik gelişmeler önde olacak.

Hisse Senedi
Aralık bülteninde belirttiğimiz gibi endeksin özellikle ayın ikinci yarısında dar bir bant aralığında hareket etiğini gördük. Bunda son hafta yabancı yatırımcıların Noel tatili nedeniyle piyasada aktif olmamaları da önemli bir etkendi.

Ocak ayı ile birlikte daha hareketli ve pozitif olabilecek piyasaları görebileceğimizi düşünüyoruz. Özellikle yerel seçimler öncesi ekonomi yönetiminin atmış olduğu bazı adımların kısa vadede olumlu etkileri yaşanabilir. Enflasyon vb. ekonomik datalardaki iyileşmeler, döviz ve faiz cephesindeki sakinleşmeler ve özellikle sanayi sektörünün görece ucuz kalması piyasaları ocak ayında olumlu etkileyebilir. 2018 4Ç bilançoların beklentisi hisse bazlı hareketleri öne çıkaracaktır. Ancak ABD borsaları öncülüğünde global piyasalarda yaşanan sert satışlar sonrası tepki hareketinin zayıf kalması gelişmekte olan piyasalar için bir risk yaratabilir. Bir diğer risk yaklaşan yerel seçimler. Seçim sürecinde yaşanabilecek gerginlik vb. gelişmeler piyasaları rahatsız edebilir.

Bu beklentilerle birlikte endekste Ocak ayında 88500 stop olarak işlem yapılabilir. 93500 takip ettiğimiz direnç noktası olacak.

Ocak ayında olumlu hareket beklediğimiz hisseler olarak HALKB, OTKAR ve THYAO öne çıkmaktadır.

Tahvil – Bono ve Eurobond
2018 yılının son ayını geride bıraktık. Oldukça dalgalı geçen bir yıl olduğu konusunda öyle tahmin ediyoruz ki herkes hemfikirdir. Gerek siyasi ve jeopolitik gelişmeler gerek kur tarafında Türk Lirasının aşırı değer kayıpları yanısıra faizlerde yaşanan ciddi yükselişler ve enflasyon tarafındaki yukarı trend ilk akla gelenler olanlar hafızalara kazındı.

2019 yılının ilk ayından itibaren seçim atmosferinin daha fazla hissedileceği bir döneme girdiğimiz söylenebilir.

Ocak ayında geçtiğimiz yıla göre çok daha fazla iyimser olsak da gerek ABD ve Çin tarafındaki ticari savaş endişeleriyle birlikte resesyon endişeleri, gerekse içeride petrol ve emtia fiyatlarının, enflasyonun önümüzdeki aylarda yukarı yönlü baskı yapacağı, enflasyon görünümünde henüz bir düzelme işareti görülmemesi, yükseliş trendine devam etme olasılığının yüksek olması cari açıkta görülen artış, faizlerde yaşanan artış baskısı genel anlamda tedirgin eden faktörler olarak öne çıkmaya devam edecek gibi görünüyor.

2 yıl vadeli gösterge kâğıdın 19-21 bandında hareket etmesini, 10 yıl vadelinin ise yüzde 16-18 bandına yoğunlaşmasını bekliyoruz.

Kısa ve uzun vadeli faizlerde şimdilik aşağı yönlü bir hareketi kısa vadede beklemiyoruz.

Kur etkisi ve enflasyondaki artış trendini gözönüne aldığımızda TÜFE’ye endeksli tahvillerde ve risk algısına bağlı olarak yüksek getirili tahvil ve bonolarda pozisyon almak için izlenebilir.

Nitelikli yatırımcılar için önerimiz: Orta ve uzun vadede yatırım yapmayı düşünenler için yüksek faiz ve kur ortamında korunma sağlayacak mevduat üstü getiriler ile aşağıdaki özel sektör tahvillerini öneriyoruz.

TRSMGTI72011 ISIN kodlu Migros Ticaret değişken faizli tahvil 100 temiz fiyata kadar 350 ek getiri ile alınabilir. TRSHYTV92015 ISIN kodlu Hayat Varlık değişken faizli tahvil 100 temiz fiyata kadar 3 ay vadeli TRLibor+475 ek getiri ile alınabilir.

TRFHEKT91910 ISIN kodlu Hektaş Ticaret değişken faizli tahvil 100 temiz fiyata kadar 450 ek getiri ile alınabilir

TRSGZDF51918 ISIN kodlu Gözde Girişim değişken faizli tahvil 100 temiz fiyata kadar 3 ay vadeli TRLibor+500 ek getiri ile alınabilir

TRSCLKM31910 ISIN kodlu Çelik Motor değişken faizli tahvil 100 temiz fiyata kadar +390 ek getiri ile alınabilir

TRSODAS21911 ISIN kodlu Odaş Elektrik Üretim değişken faizli tahvil 100 temiz fiyata kadar +500 ek getiri ile alınabilir.

TRFSUZK51914 ISIN kodlu Suzuki Pazarlama iskontolu bono %31 basit getiriyle alınabilir.

TRSMGTIE2015 ISIN kodlu Migros Ticaret değişken kuponlu tahvil 100 temiz fiyata kadar 3 ay vadeli TRLibor +475 ek getiri ile alınabilir.

Özel sektör Banka iştirakleri ise kısa vadede %25-27,50 bileşik seviyelerinden alınabilir.

Halka arz cinsi bono önerilerimiz: Kısa ve orta vadede yaklaşık %24-30 bileşik seviyelerinden banka bonoları alınabilir.

Yatırım Fonları
Dalgalı geçen 2018 yılının son ayının daha dengeli geçtiğini söyleyebiliriz. 2019 yılının ilk çeyreği seçimlerin gündemde olacağı bir süreç olsa da yılın ikinci yarısından itibaren hem içeride hem de dışarda ekonomik anlamda daha pozitif daha dengeli bir piyasa olabileceğini düşünüyoruz.

Bu çerçevede yatırımcıların risk algısına göre hisse senedi fonunda daha temkinli bir yatırım stratejisinde olmalarını önerirken bunu yanında kur etkisi enflasyon ve faizlerdeki denge seviyesine ulaşıncaya kadar enflasyondaki orta vadedeki artış trendini göz önüne aldığımızda dövize ve enflasyona endeksli fonlar ve likit fonlar tercih edilebilir.

Oyak Yatırım tarafından hazırlanan 2018 Aralık Aylık Portföyü için tıklayın.

Önemli Uyarı: Uygunfaiz.com  hiç bir kurumun günlük bülten, portföy önerisi veya herhangi bir araştırma raporunu kendi sunucularında barındırmamaktadır. Sadece kurumların ilgili sayfasına yönlendirmektedir. Dolayısıyla çalışmayan linklerden ve yönlendirilen sayfalardaki içerikten ilgili kurum sorumludur.